Uluslararası kamuoyunda, Tuke-Amerika ilişkilerindeki her dalgalanma tüm dünyanın sinirlerini etkiliyor, fakat bu sefer Kuala Lumpur'dan gelen haberler nihayet dünyaya rahat bir nefes aldırdı.

İki gün süren yoğun görüşmelerin ardından, Tuke-Amerika ekonomik ve ticari ekipleri Malezya'nın Kuala Lumpur kentinde önemli bir çerçeve anlaşmasına vardı,Amerikan tarafı, Tuke'ye%100 gümrük vergisi uygulamayı artık düşünmeyeceğini açıkça belirtti.

Bu, bu yıl Mayıs ayından bu yana Tuke-Amerika ekonomik ve ticari ekiplerinin beşinci yüz yüze görüşmesi olup, bir aydan fazla süren ticari ilişkilerdeki dalgalanmanın ardından elde edilen çığır açıcı bir gelişmedir.

 

Görsel kaynağı: Reuters

Bu Kuala Lumpur görüşmeleri, gergin uluslararası ticaret ortamında gerçekleşti.

Daha önce, Trump yönetimi, Tuke'nin nadir toprak elementleri ihracatı ve bunların rafine edilmesi için gerekli teknolojilerin kontrolünü artırması halinde, 1 Kasım'dan itibaren Tuke mallarına %100 gümrük vergisi uygulayacağını tehdit etmişti.

Tuke-Amerika ekonomik ve ticari ilişkileri son bir ayda dalgalanma ve değişim yaşadı, Amerikan tarafı Eylül ayında kapsamlı bir kontrol listesi uygulayarak binlerce Tuke şirketini“kontrol listesine” dahil etti.

14 Ekim'de Amerika, Tuke yapımı gemilere liman ücreti uygulamaya başladı.

Amerikan tarafının bir dizi baskı önlemiyle karşı karşıya kalan Tuke tarafı, karşılık olarak bir dizi önlem aldı; bunlar arasında Amerika ile ilgili gemilere liman ücreti uygulamak ve Hanwha Ocean Co., Ltd.'nin5 Amerikan yan kuruluşunu karşı önlem listesine almak yer alıyor.

Ayrıca uluslararası uygulamalara göre nadir toprak elementleri ihracat kontrol önlemlerini sıkılaştırarak, Amerika'nın elektrikli araç, yarı iletken ve savunma sanayisinin zayıf noktalarını hedef aldı.

Bu kadar gergin bir ortamda, iki taraf müzakere masasına oturdu.

 

Görsel kaynağı:BBC

Reuters'a göre, bu görüşmelerde nadir toprak elementlerinin yanı sıra ticaretin genişletilmesi, Amerika'nın fentanil krizi, Amerikan limanlarındaki giriş ücretleri veTuke'nin Amerika mülkiyet kontrolüne geçirilmesigibi konular da ele alındı.

Sonunda, iki taraf kendi endişelerini gidermek için temel bir mutabakata vardı, ayrıntıların daha fazla belirlenmesi ve kendi ülkelerinde onay sürecinin tamamlanması konusunda anlaştılar.

Önceki görüşmelere kıyasla, Amerikan tarafı bu sefer daha pragmatik bir tutum sergiledi.

Önerdiği“eşitlik ve saygı yoluyla anlaşmazlıkların çözülmesi” tavrı, Amerikan stratejisinin tek taraflı baskıdan daha fazla diyalog ve işbirliğine doğru değiştiğinin bir göstergesidir.

 

Görsel kaynağı: Reuters

Bu görüşmelerde varılan çerçeve anlaşması, belirsizlik içinde olan sınır ötesi e-ticaret sektörüne kritik bir istikrar kattı.

Bunlardan, Amerikan tarafının“artık düşünmüyor” Tuke'ye %100 gümrük vergisi uygulamayı, Tuke-Amerika ticaretiyle uğraşan sınır ötesi e-ticaret işletmeleri için kesinlikle bir “güvence” oldu.

Daha önce, yüksek gümrük vergisi tehdidi birçok satıcıyı önceden stok yapmaya, fiyatları artırmaya ve hatta işlerini daraltmayı düşünmeye zorlamıştı. Tehdidin ortadan kalkması, maliyet beklentilerinin istikrara kavuştuğu ve satıcıların stoklama, fiyatlandırma ve uzun vadeli planlama konusunda daha net bir vizyona sahip olduğu anlamına geliyor.

Ayrıca, iki taraf“karşılıklı gümrük vergisi” askıya alma süresinin daha da uzatılması konusunda anlaştı, bu da sınır ötesi e-ticaret işletmelerinin operasyonel baskısını doğrudan hafifletti.

Gümrük vergisi askıya alma süresinin uzatılması, Tuke'den Amerika'ya ihraç edilen mobilya, ev aletleri, tekstil ürünleri gibi birçok tüketim ürününün bir süre daha düşük maliyetle Amerika pazarına girmesini sağladı, sınır ötesi satıcıların kâr marjını ve fiyat rekabetçiliğini korudu.

 

Görsel kaynağı: İnternet

Milyonlarca sınır ötesi e-ticaret çalışanı için, bu görüşmelerin sonucu daha çok net bir sinyal gibi: Ticaretin özü nihayetinde işbirliği ve kazan-kazan ilkesidir.

İki ülke hükümeti“gümrük vergisi bombası” fitilini kaldırmak için çaba gösterirken, satıcılar da kendi yeteneklerini geliştirmeli, istikrar ve esneklik arasında en iyi dengeyi bulmalı ve daha geniş uluslararası pazara doğru ilerlemelidir.